FAZIL EKRANA ÇIKIP SAY’DIKÇA, ARABESK YAVŞAKLIĞINDAN UTANANLAR BİR SAAT İÇİNDE ÇOĞALDI.
Fazıl Say, arabeskle ilgili düşüncesini açıkladıktan haftalar sonra ekrana çıkıp, söylediği sözle yüzleşti. İşte sonuç…
24.08.2010 22:46:00

Söz şuydu; ‘Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum.’ 

Neresinden bakarsanız bakın, hangi akla ve düşünceye hizmet ederseniz edin, bu sözün muhatabının bir Orhan Gencebay, bir Müslüm Gürses olmadığı, aklı selim her insan için aşikarken, nedense bu söz sığ bir şekilde gidip,  o insanlarla ilişkilendirilmeye çalışıldı. 

Nedense Orhan Gencebay da üstüne alındı, arabesk sevdalıları da. Hatta Hülya Avşar bile çıkıp, ‘tedavi olması gerek’ deme cüretini gösterdi.

O Hülya Avşar’ın ‘tedavi olması gerek’ dediği Fazıl Say’ı Cüneyt Özdemir’in programında gördük, izledik, dinledik. Programda kendisini ifade etmeye çalışan Fazıl Say’dan herkes kendi adına birçok şey öğrendiği gibi, Hülya Avşar’ın mahkemeye verileceğini de bizzat Fazıl Say’ın ağzından dinledik, öğrenmiş olduk. Verir-vermez ayrı konu.

Program boyunca Cüneyt Özdemir’in her konudaki sorusuna hem medeni, hem de oldukça samimi bir şekilde cevaplar vermeye çalışan Fazıl Say’ın, tedaviye ihtiyacı olmadığını da sanırım, programı izleyen herkes görmüştür.

Fazıl Say, evrensel ölçülerde neye karşıysa, programda açık ve net olarak, karşı olduğu her hususu açıkça belirtti. Cüneyt Özdemir sürekli Fazıl Say’ın karşı çıktığı konuları kişiler üzerinden örneklemeye ve vücutlandırmaya çalışsa da Fazıl Say’ın ne demek istediğini herkes anlaması gerektiği gibi anladı. “Sen nereden biliyorsun? Bunu da nereden çıkardın” diye soracak olursanız, yazımın sonunda yayınlayacağım anket sonuçlarına bir bakın derim.

Fazıl Say “Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum” dedi. Ne arabesk müziğine, ne onu dinleyen kitleye, ne o müziği yapan kişilere, açıkçası kimseye yavşak demedi. Ancak nedense birileri bu söz üzerinden gazetecilik yapmaya kalkıştıkça, aslında nasıl çamura saplandıkları, Fazıl Say’ın Cüneyt Özdemir’in programında yaptığı açıklamalarla ortaya çıktı.

Siz, Fazıl Say’ın yaptığı işi eleştirdiğiniz zaman, dünyanın kabul ettiği ve dünya üzerinde tartışmasız kabul görmüş bir sanat dalını eleştirmek gibi bir misyon yüklenmiş olursunuz ki, bunun tam tarifi Don Kişot gibi yel değirmenlerine saldırmış olursunuz.

Ancak Fazıl Say eleştirdiği zaman, dikkat ederseniz görürsünüz ki; karşısında eleştirdiği şeyi sahiplenecek gerçek veya tüzel bir kişi, kurum, kuruluş yoktur. Fazıl Say aslında sahipsiz şeyleri, gerçek anlamda sahibi olmayan şeyleri eleştiriyor. Popüler kültüre hizmet eden besteleri besteden görmüyor Fazıl Say, haksız mı? ‘Arabesk yavşaklığından utanıyorum’ dediği zaman çıkıp Orhan Gencebay mı sahiplenecek? Çıkıp Müslüm Gürses mi sahiplenecek? Çıkıp Hülya Avşar mı sahiplenecek? Hangi sıfatla kim sahiplenecek Fazıl Say’ın eleştirdiği müziği veya o kültürü?

Fazıl Say’ı anlamak her baba yiğidin harcı olmadığı ve olamayacağı gibi, onu eleştirmek de her baba yiğidin harcı değil. Öyle olması için gerekli kriterler görünen o ki, hiç kimsede yok. Adam düzene, sisteme karşı. Söylediği bir söz çok manidar; ‘Milyonlarca insanın doğru bildiği yanlış, onun yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez’ diyor. Siz bunun üstüne ne söylersiniz?

Fazıl Say dili döndüğünce kendini ifade etmeye çalıştı. Ancak aslında ne demek istediğini, Fazıl Say’dan sonra yayına alınan Zeynep Casalini söyledi. Yaptığı evlilikle gündeme gelen Zeynep Casalini ve eşi Cüneyt Özdemir’in programına kendi konularıyla ilgili konuk olurlarken, Cüneyt Özdemir’in Zeynep Casalini’ye ‘Fazıl Say’la ilgili düşüncelerin nedir’ diye sorduğunda Zeynep Casalini gecenin sözünü söyledi. Dedi ki; “Fazıl Say’ın yaptığı iş bir matematik profesörünün yaptığı işten çok daha zor. Matematik profesörü sadece beynini çalıştırır ve matematikte soru, çözüm ve cevap vardır. Fazıl Say’ın yaptığı iş hem matematik hem de duyguyu harmanlama işidir ve çok zordur.”

Fazıl Say, Sezen Aksu’nun insanlığına, sanatına, kişiliğine söz etmezken, herkesten çok iyi bildiği müzik konusunda Sezen Aksu’yu eleştiriyor. Fazıl Say, Orhan Gencebay’ın veya diğerlerinin kişiliğine, insanlığına herhangi bir söz söylemezken, arabesk müziği müzik olarak görmediğini, göremeyeceğini, evrensel kriterlere uymadığını savunarak eleştiriyor. Türkiye’nin onca değeri, bir Aşık Veysel’i, bir Yunus Emre’si varken, halka yıllardır neden popüler müziğin ve arabeskin pompalandığını sorguluyor.

Sonuç olarak haftalardır susan ancak kendisiyle ilgili hemen her platformda doğru yanlış, seviyeli seviyesiz haber ve yorumlar yer alan Fazıl Say, çıktı ve kendisini akladı.

Yukarıda da belirttim, Fazıl Say belki konuştu, konuşmaya çalıştı, derdini anlatmaya çalıştı ancak, kendisini kendisinden çok daha güzel bir şekilde, Zeynep Casalini tarif etti. “Fazıl Say’ın yaptığı iş bir matematik profesörünün yaptığı işten çok daha zor. Matematik profesörü sadece beynini çalıştırır ve matematikte soru, çözüm ve cevap vardır. Fazıl Say’ın yaptığı iş hem matematik hem de duyguyu harmanlama işidir ve çok zordur” diyerek.

İşte bunlar da Fazıl Say'ın arabesk açıklaması günlerinde yapılan anket sonuçları ile, ekrana çıkıp söylediklerinden sonraki anket sonuçları.


www.ayakligazete.com.tr sitesinden 22.05.2012 00:22:52 tarihinde yazdırılmıştır.