İNDİ BABA İNDİ HEEY ALLAH!
Ve fakat dönüşsüz bir gidiş olmuyor değil mi? Maalesef hayat bize tek yön bilet satmıyor.
17.08.2010 08:21:00

Futbolcular Fenerbahçeli Gökhan Ünal ve Trabzonsporlu Onur Kıvrak 'kara listemde' en iyi çıkışı yaparak bir numaraya yerleştiler. Var benim öyle listelerim. 30 yaşımdan sonra kimse beni tutamaz; listelerim, fişlerim, sonra da adamı şişlerim. Ne yapmıştı bu abiler? Gecenin bir vakti Akmerkez'in önünden iki kadını arabalarına alırken magazincilere yakalanmışlardı.

 

 

 

 

ÇERÇEVELETİP ASALIM


7/24 çok doğru davrandıklarından, birer salon erkeği olduklarından, 'yanlış' bir şey yaptıklarını düşünmüş olacaklar ki, kameraları görünce kadınları apar topar arabadan indirip, gaza basıp kaçmışlardı. Ben bu olaya 'İndi Baba İndi Heey Allah' adını taktım. Offf çok çirkin, çok yerlerde sürünen bir görüntü. Çünkü... Çirkin 1: Arkasında duramayacağın işe kalkışmayacaksın. Bu en temel kuralı bile bilmeyen ama pahalı spor arabalarla dolanınca kendini 'adam'dan sayanları tavayla dövmek istiyorum. Çirkin 2: Kadınları her kim olurlarsa olsunlar, arada ne tür bir ilişki olursa olsun, onları arabadan alalacele indirip tüymek çok 'erkeksi' bir hareket olmuş. Kendilerini çerçeveletip asmak istiyorum. Çirkin 3: İki kadından Pelin Subay isimlisi Gökhan Ünal'la 'aşk' yaşadığını demeçlemiş. Burada 'aşk' kokusu yok. Pelin Subay öyle düşünse bile yok, aralarında bir sevgililik durumu gerçekten varsa da yok. Diyelim Pelin Subay doğru söylüyor o zaman alın size ilişkisine sahip çıkamayan kıvırma ustası bir abi. Diyelim Pelin Subay yalan söylüyor, gerçekten yoldan arabaya buyur edildi bu iki hatun. O zaman alın size 'gölgesinden bile korkan' tabir ettiğimiz yeni nesil 'çapkınım, çakma hovardayım, sıkıştığımda kaçarım' kıvamında arabaya at diye koşulmayacak ziyan iki abi. Ben gerçekten bu iki güzide ve süzme futbolcunun arasına girip dilek tutmak istiyorum. Hatta yapımcılardan rica ediyorum; şu ikilinin hayatını kare kare çektikleri bir TV programı patlatsınlar, daha ne malzemeler vardır Allah bilir... Ne demişler: Hayatta hep gol atmaya çalışırsan, golü kurtaramaz böyle şişersin işte.

 

 

Biletler hep gidiş-dönüş

 


Gidişler hızlı, heyecanlı... Zahmetsizce kapanan bavullar gibi gidişler... Merak dolu, terk etmenin hain mutluluğuyla süslü, 'ben özgürüm' hissiyle sarılmış, meydan okumak gibi... Davullu zurnalı gidişler. Ya dönüşler? Dönüşler hep uzun, hep uzun, bitmek bilmeyen yollar gibi. Heyecanlı değil de buruk, endişe dolu, gergin ve elbette hüzünlü... Özgürlüğün kelepçelenmesi gibi dönüşler. Bir türlü kapanmayan bavullar gibi. Hani zorla ütü yapmak misali. Kan ter içinde dönüşler. Ve fakat dönüşsüz bir gidiş olmuyor değil mi? Maalesef hayat bize tek yön bilet satmıyor.

 

 

MİNİ ETEK HADİSESİ

 

Haydi bakalım çok önemli bir konumuz var. 35 yaşını deviren bir kadın mini etek ve bikini giyer mi? Daha doğrusu giyer de giymeli mi? Kelebek yazarı Melis Alphan, Ajda Pekkan için "Yok artık o yaşta mini etek giymesin, 35 yaşın üstündekiler mini etek giymesin" demiş. Katılıyor muyum? Kesinlikle hayır! İlk etapta Ajda Pekkan üzerinden bu 'hayır'ı açarsam; Ajda Pekkan'ın vücudu mini eteği de, bikiniyi de, mayoyu da kaldırır. Nasıl Tina Turner yaşına aldırmadan en mini elbiselerle sahneye çıkıyorsa ve o bacaklar efsane olduysa, Ajda'ya da mini çok yakışıyor. Onunkiler gibi bacaklar gösterilmeyecek de ne yapılacak. İkinci etapta da Ajda'dan çıkıp sazı elime alırsam; kadınların da erkeklerinde de herhangi bir konuda kısıtlanmasına karşı olduğumu bir kere daha belirtmek isterim. Tamam, kabul! Yakışanı var yakışmayanı var... Bazen göz zevki açısından kötü durumlara imza atılabiliyor ama '35'ten sonra mini etek giyilmesin' de çok sert bir yaklaşım. Kendine güvenen giyer, canı isteyen istediğini giyer. Bu iş bu kadar da basittir derim ben.


www.ayakligazete.com.tr sitesinden 22.05.2012 00:58:44 tarihinde yazdırılmıştır.