Sitemiz Ayakligazete.com’un haberinden sonra gündeme gelen PowerTurk olayının detayları gün yüzüne çıkıyor. Tuğba Ekinci’yi yemeğe davet ettiği iddia edilen genel müdürün aslında etkisiz ve yetkisiz olduğu, aslında işlerin bir bayan üzerinden yürüdüğü iddia edilse de, asıl olan şu ki; PowerTurk, sanatçılar, şarkıcılar arasında bir sınıf ayırımı yapıyor. Bunu birazdan belgesiyle ispatlayacağım.
Asıl söylemek istediğim şu ki; Müzik sektörü büyük bir sektör ve şarkıcısından aranjörüne, klip yönetmeninden kameramanına kadar birçok kişinin istihdam edildiği de bir sektör. PowerTurk elbette ki özel bir müzik kanalıdır ve klip yayınıyla ilgili birtakım şartları olabilir. Kısaca batı özentiliği ve batı kriterlerini uyguluyorlar şeklinde açıklayabileceğimiz bu durumun aslında kimseyi rahatsız etmemesi gerekir. Siz de aynı normları tutturun ve siz de o platformdaki yerinizi alın.
Bu bir vizyon meselesidir. Şarkı söyleyenin seçtiği müzik tarzından başlar ve çektiği klibe kadar sirayet eder. Yani X türdeki bir müziğe Y tarzı bir klip çekerek durumu kurtaramazsınız. PowerTurk standartları neyse ya o standartta bir şarkıcı olur, o tarz şarkılar söyler ve klipler çekersiniz, ya da bu işin dışında kalırsınız.
Benim burada sorguladığım; Tuğba Ekinci’ye haksızlık edilmiştir, PowerTurk yanlış yoldadır ve yanlış işler yapmaktadır mevzuları değildir. Tuğba Ekinci doğru söylüyordur, yalan söylüyordur. Genel Müdür yemek teklifi yapmıştır yapmamıştır. Bunların sorgusu bir yana, asıl olan PowerTurk’te bir sınıf ayırımının yapıldığı gerçeğidir.
Şöyle ki; Gülben Ergen geçtiğimiz günlerde twitter’dan "ülkemle ilgili kaygılarım var" söylemine benzer bir twit paylaştı. Derken Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın oğlu Gülben Ergen’e ‘bunlar ne tür kaygılar’ diye sordu. Yani, aslına bakarsanız Türkiye Cumhuriyeti’nin en tepesindeki kurumun başındaki bir kişinin oğlunun ülkeyle ilgili konularda bırakın söz hakkı bulunmasını, en ufak bir yaptırımı, tasarrufu bile olamaz, olmamalı. Sen padişahın oğlu değilsin ki, seçilmiş bir kişinin oğlusun. Dolayısı ile olaya müdahil olman, hükümet adına kaygıları ve endişeleri sorgulaman kesinlikle doğru değil.
Düşünün ki, bir cumhurbaşkanının oğlu bile kendisini tutamıyor ve aslında hiç müdahil olmaması gereken konuda hesap sormaya, öğrenmeye, bilgi edinmeye yelteniyor. Türkiye’yle ilgili kaygılara kendisini muhatap görebiliyor. Gülben Ergen’e o soruyu cumhurbaşkanının oğlu değil de sıradan bir vatandaş sorsaydı elbette ki bu hiçbir şey ifade etmeyecek, gündem olmayacaktı. Ancak belki cumhurbaşkanının oğlu da, sıradan bir vatandaş gibi o soruyu yöneltti ancak cumhurbaşkanının oğlu olduğu gerçeği, olayın başka bir boyutta algılanmasına sebep oldu.
PowerTurk olayına dönersek; Tuğba Ekinci’nin bana yemek teklif edildi açıklaması ve açıklamanın Ayakligazete.com’da yayınlanmasından sonra bazı internetteki arkadaşlar kendilerince bir misyon yüklenmeye çalıştılar ve olayların takipçisi olduklarını açıkladılar. Eyvallah… Deşsinler bakalım neler çıkacak? Sonuçta Ayakligazete, haberi yaptı geçti gitti. Belki de yıllardır uyuyan bir devi uyandırdı, belki arı kovanına çomak soktu. Ancak bundan sonra, ötesini berisini kurcalayacak bir durumu, bu işlere ayıracak fazladan bir zamanı yok.
Ayakligazete.com olarak biz de bir mail aldık. Maili atan kişi, Tuğba Ekinci’nin suçladığı kişiyle aynı soyadı taşıyan G. A.
Sayın G. A. attığı mailde Tuğba Ekinci için aynen şu ifadeleri kullanıyor (Noktasına, vigülüne dokunmadan); Şarkıcı kategorisine bile girmeyen 3. Sınıf kadınların (Tuğba Ekinci) gündem yaratma uğruna haber olmaya çalışmaları ve bu uğurda basını kullanmalarına izin verilmesini şiddetle kınıyorum. Ailemizin adını böyle ucuz haberlerle anmaya bir son verin. G.A.
Cumhurbaşkanının oğlunun, babasının bulunduğu mevkiyle ilgili hiçbir tasarrufu, söz hakkı olamazken Gülben Ergen’e soru sorması noktasını bir düşünün, bir de PowerTurk ‘teki kişinin Tuba Ekinci’yi yemeğe davet etme teklifini ve bu teklifin basına yansımasından sonra bu yetkiliyle aynı soyadını taşıyan G.A.’nın açıklamalarını bir kez daha okuyun.
Biri cumhurbaşkanlığı makamı, diğeri özel bir kanalın yöneticiliği sıfatı. Yani deyeceğim o ki; Cumhurbaşkanının oğlunun açıklamaları, sorgusu, suali hükümeti bağlamaz ancak, PowerTurk yetkilisiyle aynı soyadını taşıyan G.A.’nın bu talihsiz açıklamaları birilerini bağlar.
Bu açıklamada bir zihniyetin olduğu belli. Nedir o zihniyet? Sanatçılar veya şarkıcılar arasında açık seçik bir şekilde sınıf ayırımcılığının yapıldığı gerçeği. Ayrıca G.A. Tuğba Ekinci’nin aldığı yemek teklifini, gündeme gelmek için, haber olma uğruna yaptığı bir çalışma olarak görüyor. Yani soyadını taşıdığı kişinin suçu ve günahı olmadığından fazlasıyla emin.
Bu arada; En azından bizden birilerinin, ailesinin adını kendi tabiriyle böyle ucuz haberlerle anmak gibi bir niyeti yok. Ayakligazete.com bu haberi herhangi bir menfaat doğrultusunda yayınlamadı. Ayakligazete.com G.A.’yı tanımaz, H.A.’yı tanımaz veya geçmişe dayalı herhangi bir husumeti yoktur. Ayakligazete, A. ailesini hiçbir şekilde tanımaz ve ailenin adını yine kendi tabirleriyle ucuz haberlere konu etmek gibi bir düşüncesi, hiç yoktur ve olmamıştır.
Sayın G.A. gönderdiği maildeki talihsiz açıklamalarını tekrar bir okusun ve düşünsün. O ifade şeklinin aslında başta aynı soyadını taşıdığı H.A.’yı, daha sonra da onun temsil ettiği kurumu bağladığı gerçeğini de, atlamasın.
PowerTurk’ün içsel işleyişinin nasıl olduğu konusu ayrıdır, G.A.’nın ifadeleriyle sanatçılara veya şarkıcılara sınıf ayrımı yapıldığı gerçeği ayrıdır. Bu mailde, zihniyetin ne olduğu ortadadır.
Kamuoyuna saygılarımla…