UMUTLARI RADYOCULAR OLDU.
Şarkıcı dediğimiz, albüm veya single çıkaran birçok isim, umutlarını radyoculara bağladılar.
01.09.2010 11:57:00

Son dönemde dikkat ediyorum da, konser işleri inanılmaz ölçüde azaldı. Bu zaten bilinen bir gerçekti. Konserlerin azalması bir yana, konser sanatçıları iki türlü vuruldular bu krizde. İlk vurgun, konserlerin azalmasıyla uğradıkları maddi kayıp vurgunu ve ikincisi de, gündeme gelememeleri, gazete dergi ve televizyonlarda kendilerini gösterememeleri. Bu onlar üzerinde nasıl bir sıkıntı ve stres yaratır, inanın tahmin bile edemezsiniz.

Normal şartlarda, işi gücü olan hangi aklı selim ünlü, özel hayatıyla gündeme gelmek ister ki? Ayrıca zaten az olan sahne işleriyle ilgili medya takibi üzerinden yürütülen maliyeci durumlarından dolayı, inanın sanatçılarla magazinciler adeta köşe kapmaca oynuyorlar. Menajerlerinin bağladıkları ekstra işlerin piyasada duyulmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle yurt dışında verilen konserlerin maliyeden kaçırıldığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Kim ne alıyor, kim ne kazanıyor, bilene duyana aşkolsun.

Magazine malzeme olmak için ellerinde özel hayatlarından başkaca birşey kalmayan şarkıcılar, şu sıralar umutlarını radyoculara bağladılar. Albüm veya single çıkaran her şarkıcının tek düşüncesi bir radyocuyu kafalamak ve şarkılarını radyolarda bangır bangır çaldırmak. Bu noktadan hareketle, bu şarkıcılara çanak tutan radyocular etrafta türemeye başladı bile. İstanbul gecelerinde her an, bir radyocu-şarkıcı dostluğuna, dayanışmasına rastlamak mümkün.

Bakalım bu işin sonu nereye varacak? Şarkılarının sürekli radyolarda çalınmasını sağlamak için uğraşanlar, acaba neyi hedefliyorlar ve neyin nasıl olacağını sanıyorlar. En etkili silahın televizyon olduğu ve bu gerçeğin daha uzun yıllar değişmeyecek olması, üzgünüm ama onların şu an yaptıklarının, iğneyle tünel kazmak gibi birşey olduğunu düşündürüyor bana.

Kitabı tersten okuyalım; Doğru şarkı, imaj, konsept, kılık kıyafet, video klip, tanıtım, albüm kapağı ve kartonet masrafları, sahne şovları için yapılacak masraflar (dansçılar, ses-ışık vs.) tüm bu kalemleri es geçiyorsunuz. Bunları yapmayıp, işinize bir anlamda saygısızlık ediyor, işinizin hakkını vermiyor, bu masraflardan kaçarak, görsel şölenden de kaçıyorsunuz. Stüdyo kaydı tamamlanan şarkınızı hemen bir radyoya ve radyocuya yetiştirip, "hadi bunu çalalım, millet dinlesin" diyorsunuz. Pr'ınızı bedava olan twitter üzerinden bizzat yürütüyorsunuz. Oldu... Millet enayiydi çünkü. Herkes işi gücü bıraktı sizin ucuz etten yapacağınız yahniyi bekliyor çünkü.

Bunun adı resmen, ucuz etin yahnisi. Kimse alınmasın, kusura da bakmasın. Siz bu kadar ucuza kaçıp, sonra da bu ülkede sanata ve sanatçıya değer verilmiyor diyemezsiniz.

Sakın öyle dediğinizi de duymayayım...

 


www.ayakligazete.com.tr sitesinden 23.05.2012 01:16:03 tarihinde yazdırılmıştır.